Panik Bozukluk Tedavisinde Kullanılan İlaçlar

ilacSon yirmi yıldır yürütülen çalışmalar panik bozukluğun tedavisinde önemli gelişmeler sağlamıştır. Trisiklik antidepresanlar ve benzodiazepinler bu bozuklukta yararlıdırlar. Serotonerjik sistem üzerinden etki gösteren trisiklik ajanlar özellikle imipramin ve clomipramin hala bu bozuklukta sık kullanılan ajanlardır.

Son 15 yıl içerisinde piyasaya sürülen seçici serotonin geri alım inhibitörleri (SSRI-selective sorotonin reuptake inhibitors) ile de iyi sonuçlar elde edilmektedir. Fluvoksamin (150-300 mg/gün), Fluoksetin (50-150 mg/gün), Paroksetin (10-60 mg/gün), Sertralin (50-200 mg), Citalopram (20-60 mg/gün) seçici serotonin geri alım inhibitörleri içinde en cok kullanılanlardır. Venlafaksin (75-225 mg/gün) son yıllarda, Yaygın Anksiyete Bozukluğu’nda kullanımı ile birlikte panik bozuklukta da önerilen bir antidepresan haline gelmiştir. Reversible MAO inhibitörlerinin tek temsilcisi Moklobemid 450 mg/gün dozlarda panik bozuklukta oldukça iyi sonuçlar vermektedir. Benzodiazepin grubunda yer alan Alprozolam (xanax, 1-4 mg/gün) ve Klonozepam (rivotril, 1-4mg/gün), akut dönemde ve kısa süre kullanım için iyi seçenekleri oluşturmaktadırlar.

Alprozolam, antidepresan etkiye sahip olmasına karşın klinik pratikte diğer antidepresanlar gibi uzun süreli kullanıma uygun değildir. Periferik andrenerjik deşarja bağlı ortaya çıkan belirtileri gidermek için beta blokerler diğer ilaçların yanında verilebilirler. İlaç kullanımı genellikle 3-6 ay arasında değişebilir. İlaçların birden bire kesilmemesi hem kesilme belirtilerinin ortaya çıkmaması hem de ribaund olmaması açısından önemlidir.

İlaç tedavileri yanısıra özellikle davranışçı-bilişsel tedaviler ve grup tedavileri panik bozuklukta tedavide başarıyı artırmaktadırlar. Birlikte yapılan tedavilerde %70-80’lere varan iyileşme oranları verilmektedir ancak klinik pratik içerisinde, hastalarda nükslerin sıklıkla görüldüğünü veya çoğu vakada tam bir düzelme olmadığı akılda tutulmalıdır. Bundan dolayı panik bozukluğu olan hastaların bozukluk hakkında bilgilendirilmeleri tedaviye uyum açısından zorunludur.