Obsesif Kompulsif Bozukluk

Uzm. Psikolog Tamer Numan DumanUzm. Psk. Tamer N. Duman
Obsesyonlar ya kendisi ya da yol açacağı düşünülen sonuçları istenilmeyen ve kabul edilmeyen, girici ve tekrarlayıcı, tiksindirici, kişinin direnmeye ve zihninden uzaklaştırmaya çalıştığı halde kontrol edemediği, yoğun sıkıntı veren düşünce istek, duygu veya imge (zihinde canlanan hayaller) olarak tanımlanır.

Kişi bu düşünceler aklına geldiğinde yoğun kaygı, huzursuzluk yaşar ve bu düşünceyi bertaraf etmek için ve kaygıyı azaltmak için kompülsiyon olarak adlandırılan bir çeşit kalıp davranışları tekrar eder.

Kompülsiyonlar ise obsesyonlara tepki olarak kişinin yapmaktan kendini alıkoyamadığı davranışlardır. Mesela “kirlendim” düşüncesine karşı sık ve uzun süre el yıkamak, “günah işledim” düşüncesini nötralize etmek için sürekli dua etmek, “derslerden kötü not alacağım” düşüncesine karşı aynı cümlenin üzerinden defalarca geçmek, “abdestim kabul olmadı” düşüncesini bertaraf etmek için tekrar tekrar, olmadı baştan abdest almak gibi. Kişinin ikinci bir yaptığı şey ise obsesyonları tetikleyecek ortamlardan durumlardan kaçınmaktır. Mesela sınavım kötü gidecek düşüncesi aklına gelmesin diye ders çalışmaz hastalık bulaşacak düşüncesi aklına gelmesin diye umumi tuvaletlere gitmez, yere düşen bir eşyaya dokunmaz vb. kişinin yaptığı üçüncü bir şey ise güvenlik davranışlarıdır. Yani kapı kollarını tutarken peçete kullanması. Yanında antibakteriyel jel bulundurması, birilerini telefonla arayıp güvence alması gibi.

Yapılan bilimsel çalışmalar göstermektedir ki obsesyonel düşünceler aslında hemen her insanda görülmektedir. Peki obsesif kompülsif bozukluk (OKB) rahatsızlığı olanların farkı nedir? OKB si olanlar bu düşüncelere özel bir anlam yüklerler. Akıllarına geliyor olması başlarına geleceği ya da yapacakları anlamına gelir. Bir şeyin aklına gelmesi ile vuku bulması arasındaki fark azalmıştır. Düşüncenin akıllarına geliyor olmasından dolayı kendilerini sorumlu görürler. Sadece düşüncenin akıllarına gelmesinden değil, muhtemel gördükleri sonuçları üzerinde de aşırı sorumluluk algıları vardır. Mesela ışığı kapatmadığı için yangın çıkabileceğini ve bunun sorumlusunun kendisi olduğunu düşünebilir ve bunu önlemenin sorumluluğunu da aşırı bir şekilde kendinde görür. Tehdit algısı aşırı abartılmıştır. Mesela kapı koluna dokundu diye kendisine AİDS bulaşma riskini çok yüksek görebilir. Bir diğer özellikleri bu düşünceleri kontrol edebileceklerine ve etmeleri gerektiğine inanmalarıdır. Kontrol etmeye çalıştıkça düşünce daha sık akıllarına gelir. Dolayısıyla daha da kaygılanmalarına yol açar. Bir diğer özellik kaygıdan sonuç çıkarmalarıdır. Yani bu kadar kaygılanıyorsam demek ki olabilir. “Kapı koluna dokunduğumda bu kadar kaygılanıyorsam demek ki AİDS bulaşmış olabilir” gibi.

OKB nin tedavisinde ilaçların yanı sıra Bilişsel Davranışçı Terapi de oldukça etkilidir (BDT). Hem SSRI tedavisi hem BDT birlikte kullanılabilir. BDT tek başına da etkin bir tedavi seçeneğidir. Yapılan bilimsel çalışmalarda BDT’nin OKB semptomlarının belirgin bir şekilde azalmasında %60 etkili olduğu gösterilmiştir. Salt ilaç tedavisinde ilaç kesildikten sonra semptomların nüks etme olasılılığı %60 -90 dır. BDT uygulanan hastalarda ise iyilik halinin terapi sonrasında da büyük ölçüde devam ettiği görülmektedir.