Kadınlarda Depresyon

depresyon-kadinTürkiye’de her yıl yaklaşık 6 milyon kişi bir depresyon atağı yaşar. Bunların çoğunluğu kadındır. Ne yazık ki, yaklaşık üçte ikisi ihtiyaçları olan yardımı alamazlar. Bazen depresyon belirtileri 6-12 ay içinde kendiliğinden iyileşir. Ancak depresyonun tedavi edilmemesi, daha sonra geçirilecek daha ağır depresyonlara davetiye çıkartır.

 

Kadınlarda depresyon çok yaygındır, erkeklere oranla iki kat daha fazla görülür.

 

Kadınlarda depresyon belirtileri şunlardır:

sürekli üzgün, endişeli, ya da “boş” hissetme

genellikle cinsel istek de dahil olmak üzere ilgi ve zevk kaybı, atipik tablolarda ise tam tersine iştahta, cinsel istekte ve uykuda artış olabilir

huzursuzluk, sinirlilik, aşırı ağlama

suçluluk, değersizlik, çaresizlik, umutsuzluk, karamsarlık duyguları

çok fazla veya çok az uyku, sabah erken saatlerde iç sıkıntısı ile uyanma

iştah ve / veya kilo kaybı veya aşırı yemek yeme ve kilo alma

enerji düşüklüğü, yorgunluk, “yavaşlama” hissi

ölüm veya intihar düşünceleri veya intihar girişimi

konsantrasyon ve hafıza bozuklukları, kararsızlık

baş ağrıları, sindirim bozuklukları, ve kronik ağrı gibi tedaviye cevap vermeyen inatçı fiziksel belirtiler,

Kadınlarda depresyon çeşitli şekillerde erkeklerdeki depresyondan ayrılır:

 

Depresyon kadınlarda daha erken yaşlarda ortaya çıkabilir, daha uzun sürer, tekrar etme olasılığı daha fazladır, stresli yaşam olayları ile ilişkili olma olasılığı daha yüksektir ve mevsimsel değişikliklere daha duyarlıdır

İntihar sonucu ölüm erkeklerde daha sık olsa da, intihara kalkışma oranı kadınlarda daha fazladır.

Kadınlarda depresyona, anksiyete bozuklukları, özellikle panik ve fobik belirtiler ve yeme bozuklukları daha fazla eşlik eder.

Depresyonu olan kadınlarda alkol ve diğer uyuşturucu maddelere bağımlılık gelişme oranı erkeklere kıyasla daha düşüktür.

 

Ergenlik öncesi, depresyon oranı kız ve erkeklerde yaklaşık aynıdır. Ancak, ergenlikten itibaren, depresyon gelişme riski kızlarda giderek artar. Uzmanlar, kadınlarda depresyonun daha yüksek oranda görülmesinin kadının yaşamı boyunca hormon seviyelerindeki değişikliklere bağlı olabileceğini savunurlar. Geröçekten de depresyon, ergenlik, hamilelik ve menopoz döneminde, hem doğumdan hem düşük yaşadıktan sonra daha sık izlenir. Ayrıca, her ay adet döngüsü sırasında ortaya çıkan hormon dalgalanmaları premenstrüel sendrom veya PMS adı verilen, özellikle depresyon, anksiyete ve sıkıntılı ruh hali ile belirli ağır bir sendrom olarak ortaya çıkar ve günlük hayatın normal işleyişini engeller.

 

Kadınlar erkeklere göre daha fazla depresyon geçirme riski taşırlar ama bazı kadınlar daha da yüksek risk taşırlar. Bu kadınlar şöyle sıralanabilir:

aile öyküsünde depresyon olanlar

10 yaş öncesi ebeveyn kaybı

sosyal desteği olmayanlar ya da sosyal desteği kaybetme tehdidi altında olanlar

iş kaybı, ilişkii stresi, ayrılık ya da boşanma gibi devam eden psikolojik ve sosyal stresle

çocukken fiziksel veya cinsel istismara uğrayanlar

bazı ilaçların kullanımı