Geç Başlangıçlı Şizofreni

yasliHemen herkes, “paramı çalıyorsunuz, beni zehirliyorsunuz” diyen yaşını başını almış insanlar tanır veya duymuştur. Bunların bir kısmı geç başlangıçlı şizofrenidir. Şizofreni 15-25 yaş arasında ortaya çıkan bir hastalık olsa da bazı olgularda, gençlikte belirti yokken, orta yaş ve yaşlılık dönemi başlar.

45-60 yaşları arasında başlayan şizofreniler için geç başlangıçlı şizofreni adı kullanılır. Tüm şizofrenik kişiler içinde 50 yaşından sonra başlama oranı %10’dur.

Eş zamanlı olarak kişide bellek bozukluklarının da sık görülmesi, akıllara bunun gerçekte şizofreni değil de, bunama süreci olduğunu getirir. Gerçekten de geç başlangıçlı şizofreni olgularının on yıl süreyle ya da ölümlerine dek izlendiği bir çalışmada olguların %35’i üç yıl sonunda demans tanısı almıştır.

1980’lerde yapılmış geniş bir araştırmada, 65 yaşın üzerindeki her on kişiden birinde paranoid düşüncelerin olduğunu saptanmıştır. Paranoid düşüncelerin sıklığı, bireyin işitme, görme gibi duyularındaki bozulma ile paralellik gösterir. 75 yaşın üzerinde kişinin zarar ve kötülük görme ile ilişkili, mantıklı düşünce ve tersine kanıtlarla değiştirilemeyen şüpheleri olma oranı %6-7’dir.

Geç başlangıçlı şizofreni kadınlarda daha sık görülür. Bu menopoza kadar yüksek seyreden ve menopoz sonrası düşen östrojen etkisine bağlanır. Östrojenin psikoz ve şizofreniden koruyucu olduğu varsayılır. Kadın olmak dışında, boşanmış olma, yalnız yaşama ve depresif semptomlara sahip olma da geç başlangıçlı şizofreni için risk kabul edilir.

Geç başlangıçlı şizofrenide, genç yaşta başlayan klasik şizofreniye göre depresyon belirtileri, duygusal küntlük, düşünceleri belli bir sıraya sokamama gibi belirtiler daha az görülür. Ancak görme halüsinasyonları daha fazladır. Geç başlangıçlı şizofrenide, bellek ve dikkat, organizasyon becerisi, planlama, yeni bilgi öğrenme, algılama daha fazla bozulur.

Tedavi sürecinde, önerilen kişinin hastane yerine bulunduğu ortamda, yani evinde ya da kaldığı bakımevinde tedavi edilmesidir. Fakat ülkemizde yaşlılara genellikle ikinci kuşaklar tarafından evde bakılır ve çoğu zaman evde torunlar da bulunur. Evdeki geç başlangıçlı şizofren olgu, sıklıkla tüm ailenin yaşam kalitesini ciddi oranda bozar. Uykusunun bozulması, şüpheciliği ve öfkeli hali, tüm düzeni aksatabilir. Bu nedenle aileler hastane bakımını tercih edebilmektedir. Bir bakıcı bulunması, ailenin yükünü ve tükenmişlik hissini azaltır. Ancak geç başlangıçlı şizofren kişi için bakıcı da kendi başına bir şüphe konusu olabilir. İlaç tedavileri en önemli tedavidir. Fakat yaşlı kişilerde organ kapasitelerinin düştüğü unutulmamalıdır. Önerilen ilaç dozları, genç vakalara verilenlerin si civarındadır. İlaçların kandaki düzeyleri takip edilmelidir. Gençlerde ilaç uyumsuzluğu olan vakalarda önerilen depo iğneler, yaşlılarda da kullanılabilir. ayda bir defa iğne yaptırmak, hergün ilaç içirmek için mücadele etmekten daha kolaydır ancak yaşlılarda bu iğnelerin ciddi yan etkileri izlenebileceği unutulmamalıdır.