Depresyon Hakkında Yanlış İnançlar

Depresyonda Yanlış İnanışlar

Depresyonla ilgili bazı yanlış inançlar vardır. Bunlar hastalığın tedavisinin önündeki en büyük engellerdir. İnsanlar genellikle ön yargıları ve bunlara bağlı inançları ile hareket ederler. Bu ön yargı ve bağlı inançların kendilerine ne kadar zarar verdiğini düşünmezler. En sık düşülen yanlışlar şöyledir:

YANLIŞ: “Depresyon tıbbi hastalık değildir”.

Depresyon tıbbi bir hastalıktır. Depresyon kişinin hem bedenini hem de duygu ve düşüncelerini etkileyen son derece ciddi bir hastalıktır.

Tedavi gerektirir. Depresyonun genetik ve biyolojik sebepleri vardır. Bu sebeple felaket veya ağır bir yaşam olayı yaşayan herkes bu hastalığa yakalanmaz. Biyolojik bir yatkınlık olduğu bu gün için kesin bir bilgi olarak kabul edilmektedir. Biyolojik yatkınlığa işaret eden bazı özellikler saptanmaktadır depresyon yaşayan insanların bir çoğunda örneğin normal olan insanlara göre stres hormonu düzeyi daha yüksek bulunmaktadır. Özel bazı görüntüleme tetkiklerde beyinde bazı alanlarda aktivite azalması izlenir.

YANLIŞ: “Depresyon iyileşmez”

Depresyonun tedaviye iyi cevap verme oranı %80’den daha fazladır. Yeni tedavi yöntemlerinin bulunması ile artık en dirençli depresyonlarda bile düzelme sağlanabilmektedir. Tedavi ile yeterli düzelme sağlanamayan kişilerde genellikle ya tedavi dozu, süresi ve biçimi uygun seçilmemiştir; ya da altta yatan başka bir hastalık vardır. Guatr gibi tiroit bezi hastalıkları, kansızlık, vitamin eksiklikleri gibi bazı bozukluklar kendisini depresyon şeklinde gösterebilir. Mutlaka bu hastalıkların da tedavi edilmesi gerekir.

YANLIŞ: “Depresyon hayatın normal bir parçasıdır”

Hayat içinde herkes üzüntüleri bıkkınlıklar yaşar. Özellikle de bir felaket sonrasında mutsuz hissetmek son derece normaldir. Ancak depresyon dendiğinde bahsedilen sıradan bir üzüntü değildir. Üzüntü ve isteksizliğin düzeyi yaşanan olaya göre çok fazladır. Eşlik eden başka belirtiler de vardır. Belirtiler kişinin gündelik yaşamını sürdürmesini engeller niteliktedir. Anlık sıkıntılardan farklı olarak en az iki hafta aralıksız sürmüştür. Böyle bir hastalık tablosu normal hayatın parçası olan hüzünden, üzüntü ve karamsarlıktan farklı bir durumdur.

YANLIŞ: “Depresyon irade ile yenilebilir”

Depresyon tıpkı kalp hastalığı, hipertansiyon, diyabet gibi vücudun bir hastalığıdır. Beynin fonksiyonlarıyla ilgili bir hastalıktır ve diğer hastalıklarda irade ne kadar etkiliyse depresyonda da o kadar etkilidir. Tek başına irade ile kan şekeri ne kadar düzene konulabilirse, depresyon da o kadar düzeltilebilir. Ancak tedaviye inanmak ve iyileşmek için çabalamak son derece önemlidir. Çoğu zaman aileler “yok bir şeyin, kendi kendinin doktoru o” derler ancak bu depresyondaki kişiye moral vermek şöyle dursun, anlaşılmadıkları hissini artırır.

YANLIŞ: “Depresyon zayıflıktır”

Bazı kişilik özellikleri taşıyanlarda depresyona daha sık rastlanır ancak bunlar zayıflıktan ziyade sorumluluk sahibi olmayı temsil eden özelliklerdir. Örneğin başkalarını düşünme, aşırı verici davranma, sorumluluk sahibi olma, titizlik, kolay suçlu hissetme gibi. Astımı olanlar zayıf kişilerdir gibi bir genelleme yapılamayacağı gibi depresyon gibi bir tıbbi hastalıkta da benzeri genelleme yapılamaz. Tarihte çok güçlü kişilerin depresyon geçirdikleri bilinir. Büyük İskender, Napolyon, Abraham Lincoln, Theodore Roosevelt, Beethoven bunlardan sadece bir kaçıdır.

YANLIŞ: “Depresyon kendiliğinden düzelir”

Kimi zaman tedavi almadan depresyonun düzeldiği görülebilir. Ancak bu ihtimal depresyonun daha ağırlaşması ve kişinin yaşam kalitesini bozması ihtimalinden daha azdır. Tedavisiz kendiliğinden düzelen depresyonlarda birkaç yıl içinde hastalığın tekrarlama ihtimali yüksektir. Her bir tekrardan sonra tedaviye yanıt daha güçleşir. Depresyon içinde intihar riski de barındırabilen bir hastalık olduğundan kendiliğinden iyileşmesini beklemek ciddi bir risk alma anlamına gelir.

YANLIŞ: “Erkek adam depresyona girmez”

Kadınlarda depresyon iki kat daha fazla görülür. Ancak her on erkekten birisi hayatının bir döneminde depresyon geçirir. Bu hiç azımsanamayacak bir rakamdır. Üstelik erkeklerde depresyon daha yüksek intihar riski taşır. Erkekler yakınmaları için yardım istemekten ve tedaviye başvurmaktan daha sık kaçınırlar.