Aşkın Bir Biyokimyası Var

love-norobiyolojiTarih boyunca aşk yüceltilen bir yaşantı ve değer olagelmiştir ancak nasıl aşık olduğumuza ilişkin hala çok az bilgimiz bulunmaktadır. Beynin biyokimyasal ortamı içinde yer alan yüzlerce molekülden bazılarının aşkın oluşumu ve gelişiminde, tutkuyla bir insana bağlanmada önemli olduğu tahmin edilmektedir. Yapılan bilimsel çalışmalar dört molekülün aşkın biyokimyasını oluşturduğunu göstermektedir. Bu moleküller dopamin, oksitosin, opiat hormonlar ve vazopressindir. Bu haber önemlidir ancak henüz ayrıntılı olarak çalışılmamış pek çok molekül olduğunu size hatırlatmak isterim.

Bu yaşantıların çok hırpalayıcı olduğu kesin, hatta bazı durumlarda aşık insanların davranışlarına antisosyal, duygudurum bozukluğu gibi bir boyut da eklenebiliyor. Peki aşkın bir biyokimyası varsa insanların karşılıksız aşlarına, karasevdalarına, şıpsevdiliklerine müdahale etmek mümkün olabilecek mi? Hakkımız olup olmadığını şimdilik sorgulamıyorum ama müdahale tıbbi olarak mümmü?İşte bu konuda da bugün net bir şey söylemek çok zor. Karasevdanın, şıpsevdiliğin, karşılıksız aşkın, erotomani gibi bir bozukluk olup olmadığı konusunda bilim dünyası kesin bir karara varmış değil. Ancak yapılan bilimsel çalışmalar aşkı aşığı, karasevdalı insanlarda bazı arızaların olabileceğine işaret etmektedir. Örneğin vazopressin reseptörlerini kodlayan genin bir alelline sahip olanların çok stabil ilişkiler kurduğunu bazı alellere sahip olanların bağlanmalarının ise sağlam olmaadığını göstermektedir.